İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eski Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce, yargılandığı davada gerçekleştirdiği savunma ile kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Şehircilik ve planlama ilkelerine olan bağlılığıyla tanınan Gökce, “Kariyerim boyunca rantla mücadele ettim, rantla suçlanmak onur kırıcı” diyerek hakkındaki iddialara sert yanıt verdi.
Türkiye’nin şehircilik ve yerel yönetimler konusundaki en deneyimli isimlerinden biri olan Buğra Gökce, İBB bünyesinde yürüttüğü görevler ve imza attığı projelerle ilgili açılan davada hakim karşısına çıktı. Gökce, savunmasında sadece teknik detaylara değil, mesleki etik ve kamu yararı ilkelerine de vurgu yaptı. Dava süreci, İBB’nin geçmiş dönemdeki bazı uygulamaları ve bürokratik kararları üzerinden şekillenirken, Gökce’nin ifadeleri davanın seyrini değiştirecek nitelikteydi.
Duruşmanın Detayları ve Gökce’nin Savunma Stratejisi
Duruşma salonunda yaptığı detaylı sunumda, akademik kariyerinden bürokratik geçmişine kadar geniş bir çerçeve çizen Buğra Gökce, hayatı boyunca imar usulsüzlüklerine ve haksız kazanç sağlayan projelere karşı durduğunu belirtti. İzmir ve İstanbul gibi metropollerde üstlendiği kritik görevlerde her zaman kamu yararını ön planda tuttuğunu ifade eden Gökce, davanın temelini oluşturan iddiaların teknik dayanaktan yoksun olduğunu savundu.
“Kariyerim Boyunca Rantla Mücadele Ettim”
Gökce’nin savunmasındaki en dikkat çekici nokta, rant odaklı politikalara karşı verdiği mücadeleydi. Mahkeme heyetine hitaben yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Ben ömrünü şehirlerin daha yaşanabilir olması için harcamış bir plancıyım. Kariyerim boyunca haksız imar artışlarına, yeşil alanların betonlaşmasına ve rant odaklı projelere karşı imza attım. Bugün burada rant sağlamakla suçlanmak, sadece şahsım için değil, temsil ettiğim mesleki değerler için de onur kırıcıdır.”
Gökce, görev süresi boyunca imza attığı tüm kararların bilimsel verilere ve hukuki mevzuata uygun olduğunu belirterek, suçlamaların siyasi bir zemin üzerine inşa edildiği imasında bulundu.
Bilimsel ve Teknik Yaklaşım Vurgusu
Savunmasında teknik detaylara da geniş yer ayıran Gökce, şehir planlamanın bir matematik ve mühendislik işi olduğunu hatırlattı. İBB’deki görevi süresince ulaşım, kentsel dönüşüm ve altyapı projelerinde liyakat esaslı bir çalışma yürüttüklerini dile getirdi. Özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde halkın mağdur edilmemesi için geliştirilen modellerin, bugün Türkiye’ye örnek olduğunu vurguladı.
Kamu Zararı İddialarına Yanıt
İddianamede yer alan “kamu zararı” iddialarına yönelik olarak Gökce, yapılan harcamaların ve alınan kararların belediye bütçesini korumaya yönelik olduğunu ifade etti. Aksine, uygulanan projelerin uzun vadede İstanbul halkına ekonomik ve sosyal katkı sağladığını rakamlarla ortaya koydu. “Devletin tek kuruşuna halel getirmedim” diyen Gökce, şeffaflık ilkesinden asla ödün vermediğini belirtti.
Sonuç
Buğra Gökce’nin İBB davasındaki savunması, sadece bir hukuk mücadelesi değil, aynı zamanda teknik bürokrasinin ve şehircilik ilkelerinin savunulması olarak kayıtlara geçti. Gökce, kariyeri boyunca edindiği itibarın bu tür suçlamalarla zedelenemeyeceğini net bir dille ifade etti.
- Gökce, savunmasında profesyonel geçmişine ve etik değerlerine vurgu yaptı.
- Rant iddialarının mesleki onuruyla bağdaşmadığını belirtti.
- İBB dönemindeki projelerin hukuki ve teknik olarak kusursuz olduğunu savundu.
- Davanın sonucu, Türkiye’deki yerel yönetim bürokrasisi için önemli bir emsal teşkil edecek.
Sonuç olarak, Buğra Gökce’nin davası, liyakat ve siyaset arasındaki ince çizgide yürüyen bürokratların karşılaştığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi. Mahkemenin, Gökce’nin sunduğu teknik veriler ve savunma doğrultusunda vereceği karar merakla bekleniyor.