Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Fransa’da gerçekleştirilen G7 Zirvesi kapsamında İran ile varılan 14 maddelik geçici mutabakat zaptına (MoU) ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Tahran yönetimiyle nihai bir nükleer anlaşma yapılması gerektiğini belirten Trump, bu süreçte Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını ve deniz ablukasının kaldırılacağını duyurdu.
Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian liderliğindeki İran hükümeti ile varılan mutabakatın, Tahran’ın nükleer silah edinmesini engelleyen güçlü bir kalkan oluşturduğunu savunan ABD Başkanı Trump, yürütülen diplomasi trafiğine dair net mesajlar verdi. Söz konusu metnin nihai bir anlaşma olmadığını, 60 günlük bir müzakere takvimini başlatan geçici bir çerçeve niteliği taşıdığını vurgulayan Trump, bu süre zarfında uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması, yaptırımların esnetilmesi ve ekonomik kalkınma mekanizmaları gibi kritik başlıkların masaya yatırılacağını ifade etti. Sürecin başarısızlıkla sonuçlanması hâlinde askeri seçeneklerin masada kalmaya devam edeceğini hatırlatan ABD Başkanı, İran’ın gelecekte nükleer silaha sahip olma ihtimalini sıfıra yakın gördüğünü dile getirdi. Varılan ön uzlaşma doğrultusunda, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran Meclis Başkanı ve Başmüzakereci Mohammad Bagher Ghalibaf’ın İsviçre’de bir araya gelerek resmi süreci başlatacağı bildirildi
Bu mutabakat kesin ve kalıcı bir anlaşma mıdır?
Hayır, imzalanan metin nihai bir anlaşma değil, tarafların kararlılığını gösteren bir mutabakat zaptıdır (MoU). Kesin anlaşma hükümleri için taraflara 60 günlük bir müzakere süresi tanınmıştır.
Anlaşma kapsamında tarafların ilk somut adımları nelerdir?
ABD, İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırmayı ve dondurulan bazı finansal varlıkları serbest bırakmayı taahhüt ederken; İran ise Hürmüz Boğazı’nı yeniden ticari gemi trafiğine açmayı ve nükleer programını mevcut statüsünde tutmayı kabul etmiştir.
60 günlük sürede uzlaşma sağlanamazsa ne olacak?
ABD Başkanı Donald Trump, 60 gün içinde somut bir sonuç alınamaması veya taahhütlere uyulmaması durumunda yaptırımların geri geleceğini ve askeri müdahale seçeneklerinin yeniden devreye sokulacağını açıkça beyan etmiştir.